16908 görüntülenme16 Temmuz 2020
Erdal Sarızeybek yazdı; 'Usta'nın Göremediği Siyasi Tuzak'

Ve sonunda ABD, dün ‘Kürt koridoru’ ya da ‘terör koridoru’ ve bugün ise Usta’nın ‘barış koridoru’ olarak işaret ettiği Türkiye’nin güney hudutları boyunca uzanan proje için ağzındaki baklayı çıkarıyor;

‘FENİKE YENİDEN DOĞACAK’

‘Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan bağımsız bir Kürdistan, Bulgaristan ve Japonya arasında en Batı yanlısı devlet olacaktır. Bölgede yapılacak adil bir düzenleme Irak’taki üç Sünni ağırlıklı bölgeyi budanmış bir devlet haline getirecektir. Ve bu bölgeler zaman içerisinde Akdeniz’e yönelmiş bir Büyük Lübnan’a kıyılarını kaybetmiş olan Suriye ile birleşmeye karar verebilir ki bu durumda Fenike yeniden doğmuş olur’.

Burada şifre; Fenike.
Bu Amerikalı ortaya çıkıp da Fenike dediği anda, BOP bir İsrail projesine dönüşüyor. Biliyorsunuz Fenike, İsrailoğulların üç bin yıl öncesinde yaşadığı toprakların eski adı; Vaat Edilmiş Topraklar...’

FIRAT’IN DOĞUSU OLMADAN FENİKE OLMUYOR
Belki burada güvenli bölge ile İsrail arasında kurduğum bağlantı sizi şaşırtabilir, ‘Fenike ile güvenli bölge ne alaka’ diyebilirsiniz ama iş öyle değil. Fenike penceresinden Irak ve Suriye’ye bakılırsa eğer, koridorun bir ucundaki Barzani zaten ABD yönetiminde, bu noktada sorun yok. Ama bu koridor Musul üzerinde Fırat’ın doğusuna açılıyor, oradan Akdeniz’e ulaşarak İsrail’in hayali olan Fenike’yi tamamlıyor.

USTA KİME HİZMET EDİYOR
Yani güvenli bölge olmadan ve Fırat’ın doğusu bir bütün halinde Barzani’ye eklemlenmeden, Ustanın deyişiyle bu barış koridoru gerçekleşemiyor. Bunu gerçekleştirmek için hazırlıklar başladı. Bir yanda ABD bir yanda Türkiye şimdi bölgede devriye atıyor. Daha dün Usta, bu bölgede bağlı bahçeli, okulu camisi olan, hastanesi ve sanayi sitesi olan köy kent projesi yapmaya hazır olduğunu açıkladı. Proje bedeli milyarlar…

Konuyu şöyle bir toparlar isek, İsrail’in Yınon planını gördük; Filistinlileri Ürdün’e sürgün edip tüm Akdeniz kıyılarını ele geçirmek istiyor, başladı zaten.
Rusya’yı gördük; Tartus ve Lazkiye limanlarıyla Akdeniz’de köprübaşı tutuyor hala orada.
ABD’yi gördük; Fenike’yi yeniden hayata döndürebilmek için hem Rusya’yla işbirliği yapıyor hem de Erbil üzerinden koridorun diğer ucunu tutuyor Türkiye’ye karşı.

TÜRKİYE KISKAÇTA

Türkiye iki ucun arasında kalıyor ve şu anda Usta siyasetinin bir sonucu olarak kıskaca alınmış durumda.Tekrar BOP’a dönersek bu plojede bir ipucu daha var, o da bu sürecin hangi temelde işletileceğini açıklıyor. Bölgede ‘Etnik ve mezhepsel ayrıştırma yapılmalıdır’ diyor ve ekliyor; 

'SOYKIRIM VE ETNİK BÖLÜNME'
‘Bu plan ile birlikte verilen haritalarda öngörülen sınırlar, Kürtler, Beluclar, Şii Araplar gibi en kayda değer ‘kandırılmış’ nüfus gruplarının maruz kaldığı yanlışları düzeltmeye çalışmakla birlikte Orta Doğu Hıristiyanları, Bahailer, İsmaililer, Nakşibendiler ve diğer birçok sayısal olarak küçük olan azınlıkları yeteri derecede temsil etmez. Ve unutulması güç bir yanlış, bölge ile ödüllendirmekle asla düzeltilemez: Ölmekte olan Osmanlı İmparatorluğu tarafından Ermenilere uygulanan soykırım.’

BOP’TA NAKŞİBENDİLERİN İŞİ NE
Amerikalının burada Nakşibendilere vurgu yapıyor oluşu, ne ilginç değil mi? Yani bir ucu Cübbeli Ahmet Hoca’ya giden diğer ucu Seyit Taha’ya giden tarikatın adı bu projede kendine yer bulmuş. Buna paralel olarak etnik kimliklere vurgu yapılması ve soykırım iddiasının BOP’a taşınmasıyla, işin içine artık Ermeniler de giriyor daha birçok küçük azınlıklar da.

ABD DAHA NE DESİN
ABD daha ne desin, ‘Türkler soykırım yaptı’ diyor. Bu da bize Malta’ya sürgün edilen Fahreddin Paşa’yı hatırlatıyor, soykırımla suçlanıp İngilizler tarafından yargılanan Fahreddin Paşa’yı. Demek tarih yine tekerrür ediyor, önce İngilizler şimdi Amerika… Tabii bunu diyen bir zihniyetin işin devamını şöyle getireceği artık bir sır olmamalı, ‘Toprak talebi ve tazminat’.

İşte bu BOP bu kadar açık.
Peki hep aynı noktada yine Usta tarafından çeşitli dönemlerde söylenen ‘biz Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlarından biriyiz’ beyanatını şimdi bu resimde nereye koyacağız?

Bu doğruysa eğer, Türkiye’yi bölmeyi hedeflemiş bir projede ‘eşbaşkan olmak’ demek ‘düşmanla işbirliği’ anlamına gelebilir ki bunun hukuk dilinde karşılığı ‘vatana ihanet’ olmaz mı? Elbette olur ama Türkiye’de son dönemlerde yeni bir moda çıktı, ne söylerseniz söyleyin ‘var mı belgesi’ diye soruyorlar.

GÖRÜNEN KÖYÜN KLAVUZU OLUR MU
Kulakları çınlasın Osman Pamukoğlu Paşam dönemin Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’e ‘İran’a harekat yapılması gerek’ dediği zaman, o da sormuş ‘var mı belgesi’ diye. Pamukoğlu’nun cevabı belki abartılmış olabilir ama ana hatlarıyla şöyle; ’Duvara horoz resmini asmışsınız, altında bu bir horozdur diye yazmışsınız, olur mu böyle şey! Dünyanın her yerinde horoz horozdur.’ demiş yani gözün gördüğünün belgesi olur mu gibisinden. Şimdi Türkiye bu halde. Usta da halimiz böyle iken şimdi bize soruyor ‘var mı belgesi’ diye.

USTA 'BOP VAR AMA ALTINDA BENİM İMZAM YOK' DİYOR
Bu anlatacaklarım 13 Ocak 2009 tarihinde Meclis’te yaşanır. Usta partisinin grup toplantısında konuşurken muhalefetin "BOP eşbaşkanı’ eleştirilerine yanıt verir, şöyle ki;
‘Bu, aslında şu anda zaten doğmadan ölen bir proje durumuna düştü. Bunu kalkıp iki de bir, gerek ana muhalefeti gerek yavru muhalefeti, bu şekilde kullanıyor. Bunun bizi bağlayıcı yanı yok. Bu konuyla ilgili olarak bizi bağlayan, Tayyip Erdoğan'ın attığı bir imza yoktur. Bu sadece insani olarak bizim üstlendiğimiz görevdir.’

USTA: BİZ BOP’TA İNSANİ BİR GÖREV ÜSTLENDİK

Yani Usta demiş ki ‘Bana BOP eşbaşkanı eşbakanı deyip duruyorsunuz ama var mı altında benim imzam olan bir belge’ demiş ve de eklemiş ‘bu sadece benim üstlendiğim insani bir vazifedir’.

Hatta Usta bir adım daha ileri giderek ‘evet bir görevimiz var ama bu insani bir görev’ diyerek işi örtülüyor. İşte sözleri; ‘BOP, Ortadoğu barışına yönelik olarak kurulmuştur. Bunun yanında ekonomik kalkınmaya yönelik olarak kurulmuştur. Oradaki kadın hakları ve eğitime yönelik ve oradaki eğitim özgürlüğünü daha yukarılara taşımak amacıyla kurulmuş ve atılmış bir adımdır. Burada Türkiye’ye de bir görev verildi ve biz bu görevi üstlendik.’

BU COĞRAFYADA TESADÜFEN BİR ŞEY OLMAZ
Aslında Prof. Dr. Nadim Macit’in desteğiyle ortaya koyduğumuz teo-stratejik siyasetin bir parçası bu. Memlekette 4,5 milyondan fazla sığınmacı var, milletin 45milyar dolar gibi yüksek bir kaynağı bunlara harcanmış. Dört bir yandan tepki var. Ama Usta ‘muhacir, mazlum, yardım, iyilik, merhamet’ gibi insancıl ifadelerle insancıl değerleri öne çıkarıyor ve asıl gerçeği örtülüyor.  Ama hep diyorum bu coğrafyada tesadüfen bir şey olmuyor ve hiçbir şey de gizli kalmıyor...

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ