İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ByLock kullananların arasına yenilerinin eklendiğini belirterek 25 bin 149 kullanıcının ID'lerine ulaşılıp kimlik tespiti yapıldığını duyurdu. Bakan Soylu, tespit edilen kullanıcılardan 1387’sinin kamuda aktif görevde olduğunu da açıkladı. Bakan Soylu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:

25.149 HAKKINDA İNCELEME’
"ByLock konusunda yaptığımız çalışmalarla, daha önce kullanıcısı tespit edilememiş 25 bin 149 ID'nin kullanıcısı tespit edilmiş, 1387’si kamuda aktif görevde olan 7 bin 694 şahıs belirlenmiş ve ilgili Cumhuriyet Başsavcılıklarına bildirilmiştir.”

‘2. 341 ŞAHIS HAKKINDA SAVCILIK DEVREDE’

“ ByLock kullanıcısı olmayan ancak ByLock kullanıcısı şahıslar arasındaki mesaj ve mail içeriklerinden örgütle irtibat ve iltisaklı olduğu belirlenen, 679’u kamuda halen görevde 2 bin 341 kişi tespit edilerek bilgiler yine ilgili Cumhuriyet başsavcılıkları ile paylaşılmıştır “(Yeniçağ)

Haber işte böyle…
Bakan Soylu 2.341 şahıs hakkında yeni bir soruşturmanın sinyalini veriyor. Görüyorsunuz işte Fetö’yle mücadele ankesörlü telefonlar ve bylock üzerinden gidiyor ama Türkiye hala 15 Temmuz kalkışmasını yapan örgütün tepedeki kripto hücrelerini hala açığa çıkaramadı, darbe girişimine zemin hazırlayan örgütün kurucu kadroları ve siyasi ayağı hala ortada yok.

TOPLUM ENDİŞELİ’

Toplum yargılama sürecini umutla bekledi, ama bu süreç istenmen sonucu vermedi. Ayrı ayrı yürütülen davalardan beklenen sonuç çıkmadı. Dolayısıyla toplum endişe içinde. Bir şeyler sezinliyor ama aklından geçen sorulara cevap bulamıyor. Bu da toplumu ‘bundan sonra ne olacak’ soruysuyla yüzyüze bırakıyor.Bu da endişeleri artırıyor.

Emekli albay Erdal Sarızeybek ‘Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak’ adlı son kitabında 15 Temmuz’a giden süreci bütün belgeleriyle ortaya koydu. Örgütün siyasi ayağını açıkladı. Örgütün yapısıyla ilgili kısım şöyle;

‘İHANET TEPEDE’

“... Başta Cemaat derken F tipi ve şimdi de Fetö olan bu yapıyla ilgili çok şey söylendi ama akılda kalıcı bir şema sanıyorum Usta tarafından çizildi; üç katlı bir çete!.. Gerçi çete demek Fetö’yü tam olarak ifade etmiyor olsa da çünkü daha karmaşık ve küresel bir yapı bu, en azından üç katlı olduğu doğru; tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan bir şebeke!

‘TARİKAT ÜZERİNDEN ÖRGÜTLENME’

İbadet katında yer alan grup aslında cemaatin ta kendisi ve çok geniş bir toplum kesimine hitap ediyor. Dini öğretisini Said-i Nursi eliyle Halidi Nakşibendi Tarikatından alıyor tıpkı Adıyaman Menzil gibi. Medyaya düşen çaycı simitçi börekçi ya da emekli memur işçi şeklindeki tanımlamalar aslında işte bu kesim. 

Toplum zaten bu tabanı iyi biliyor belki çoğunu tanıyor. Masum dini inançlarla Gülen’e bu kesimin bağlanışı ve büyümesi herkesin gözü önünde oldu, gizlisi saklısı yok. Kaldı ki bunda siyasi iktidarın payı çok büyük. Belediye ve devlet destekli yapılan ve yurdun dört bir köşesinde düzenlenen Türkçe olimpiyatları itici güç oldu, yanında yurtlar, pansiyonlar, dershaneler…

‘’CASUS ŞEBEKESİ’


Fazla söze gerek yok çünkü bugünkü siyasi iktidar sahiplerinin ‘muhterem hocaefendi’ diye diye masum halkı nasıl bu Cemaate yönlendirmiş olduğunu havadaki kuşlar bile biliyor. Temeli ibadet olan bu tabanı önemli çünkü Fetö’nün devlet içindeki asıl gücü olan Tipi bu tabandan seçiliyor. Bana sorarsanız eğer üzerinde durulması gereken cemaatin tabanı değil, polisimizi askerimizi ve gençlerimizi daha okul çağında bu cemaat çatısı altında örgütleyenler yani F Tipini yaratan cemaatin abileri ve ablaları…

‘F TİPİNİ YARATAN KADROLAR’

Gerçekten de Türkiye’nin mücadele stratejisinin hedefinde ekmeğini inançları uğruna paylaşan tabandakiler değil, asıl bu abiler ve ablalar olmalı. Bunlar Misyonerden beter Misyoner olan bir yapı ve memlekette girmediği yer kalmadı; Mahalleler, evler, camiler, vakıflar, dernekler, okullar, yurtlar, pansiyonlar… Her yere girdiler, her gence el attılar, beyin yıkadılar ve onları tıpkı bir robota dönüştürdüler. Aklı, mantığı ve vicdanı esir alınmış seçilmiş bu kadroyu sonra ‘F Tipi’ne dönüştürüp devletin özellikle istihbarat, yargı ve askeriyede yetki sahibi makamlarına sızdırdılar.

‘ÖRÜMCEK AĞI GİBİ’

Yasa dışı dinlemeler, sahte deliller, önemli şahsiyetlerin biyografik istihbaratını yapanlar ve bunları yabancı istihbarat unsurlarına sızdıranlar kimlerdi? İşte bu baştan sona F Tipi… Kendilerine abi, abla denilen ve devlet içinde ürkütücü bir istihbarat ağı kuran bu Misyoner kadro, Türkiye çapında örgütlü olmasına rağmen nedense hala ortaya çıkarılmış değil. Yoksa bu kriptolar tıpkı Usta’nın ‘akıllı olanlar kaçtı’ sözüyle ifade ettiği gibi kaçıp gitti mi, kim bilir?

Ama aklınızda olsun, ülkemizde kelimenin tam anlamıyla casusluk şebekesini kuranlar işte bu Gülen’in abi ve ablalarıdır. Fetö’nin asıl kuruluş felsefesini hayata geçirmiş olan bu abi ve ablalar… Kurucu kadrolar, seçici, arayıcı, bulucu, eğitici ve öğretici kadrolar. Bunların işi şebeke kurmak zaten, örümcek ağı gibi bir şebeke!..

‘ÖRGÜTÜN YAPISI EL DEĞİŞTİRİYOR’

Üç katlı Fetö’nün ticaret katına gelince… Burada küçük esnaftan tutun da en büyüğüne kadar zincirleme giden ve inançları paraya tahvil eden bir grup yer alıyor ki bunun da zaten gizlisi saklısı yok, herkes biliyor. Siyasi iktidar da biliyor hatta çoğunu tanıyor. Çünkü tutun belediyelerden ta kamu kurumlarına kadar aralarında ihale ilişkileri var, para ilişkileri var. Her ne kadar bu ticaretin siyasi figürleri hala ortaya çıkmamış olsa da bunların çoğu yargılanıyor şu anda.

Belki bu noktada ilginç olanı, Fetö’yle bağlantılı bu şirketlerin yönetimlerine siyasi iktidarla bağlantılı kadroların getirilmiş oluşu. Yani inançları paraya tahvil eden bu sermaye grubu şimdi el değiştiriyor. Bunlar üzerinden kurulmuş dernekler, vakıflar, yurtlar, pansiyonlar da el değiştiriyor. En son Maarif Vakfı kurdular, Fetö’ye ait okullar şimdi bu vakfa geçiyor. Bu ileride bir soruna yolaçar mı, göreceğiz daha yolumuz var.

‘DARBEYİ YAPAN KRİPTO HÜCELER’

Tavana gelince yani en üst kattakiler, Usta’nın ihanet dediği grup… Yine bana sorarsanız üzerinde durulması gereken bir diğer konu da bu olmalı. Çünkü devletin tepe kadrolarına sızmış ya da sızdırılmış olan ihanet hücreleri işte bu grupta yer alıyor. Peş peşe darbeleri tetikleyenler bunlar, örgütün kripto beyin takımı bu!.. ‘F Tipi’ bu grubun sadece bir parçası, sahte delil, yasa dışı dinleme gibi ayak işlerini yapan bir maşa.

‘KRİPTO HÜCRELER ORTADA YOK’

Dolayısıyla bugün karşımıza gerçek tehdit olan iki grup çıkıyor; abiler ablalar ile kripto hücreler. F Tipi açığa çıkarıldı, yargılanıyor ama bu kripto hücrelerle abi ve ablalara karşı nedense bir arpa boyu bile mesafe kat edilmedi. Öte yanda, abileri ve ablaları yöneten Kripto hücreler olduğu için, Türkiye Fetö’ye karşı mücadelede tüm enerjisini bu hücreleri çökertmek için harcamalıydı ama olmadı hala da olmuyor.

NEDEN BÖYLE YAPIYORLAR’

Şu sıralar görüyoruz işte…Her gün neredeyse üç beş on elli yüz kişi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor kimi ise serbest kalıyor. Ajanslara düşen haberlerden bunların hepsinin ankesörlü telefonlara konu olduğu için soruşturmaya tabi tutulduğu anlaşılıyor. İyi tamam da tepedeki kripto hücreler açığa çıkarılmadan buradan ne sonuç beklenebilir ki...

Birkaç milyonu aşkın kişinin şu ya da bu şekilde var olan Cemaat ilişkisi gözönüne alındığında, isterseniz her gün binlerce kişiyi gözaltına alın, soruşturma yapın, tutuklayın ama aldığınız bu kişilerin kripto hücrelerle bağı yoksa mücadeleniz boşadır, göstermelik olur.

Peki neden böyle yapıyorlar?

Erdal Sarızeybek
Usta’nın Göremediği Siyasi Tuzak/ Destek Yayınları

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ