Geçtiğimiz gün, binlerce vatandaşın Turkcell abonesi olarak gözükmesi şaşkınlık yarattı. Durumu e-Devlet üzerinden fark eden vatandaşlar, kurumu şikayet için telefon yağmuruna tuttu. Firmadan ise "Sisteme yansıması sehven yapıldı. e-Devlet kayıtlarının düzeltilmesi için çalışmalara başladık" açıklaması geldi.

Haber işte böyle…
Peki bu ne demek?

Bu özel ve yabancı bir şirketin e-devlet sistemine doğrudan giriş yapabilmesi demek.
Yani?
Yani 82 milyon Türk vatandaşının gizli ve kişisel verilerini depolayan bir devlet sistemine yabancıların sızması için açık kapı var demek!

ÖZEL HASTANELERDE PARMAK İZİ

Baksanıza telefon açtığınızda bile ‘merhaba, hoş geldiniz’ diye seslenen bir karşılama notuyla adınızla sanınızla hitap ediliyor. Bunu yapan bir telefon şirketi. Bir de bunu yapanın devletimizi yöneten güç olduğunu düşündüğünüzde gerisini görmek artık hayal gücünüze kalıyor.

BİYOGRAFİK İSTİHBARAT


İşin aslı bu özel verileri depolamak işini devlet kendiliğinden yapmadı. Kişiye özel verilerin kayıt alına alınma işi Fetö’nün kripto hücrelerine dayanıyor. Kod Ergenekon soruşturmasıyla devletimizi yönetmesi olası tüm üst düzey şahsiyetlerin ailelerinden yakın çevrelerine, mali durumlarından sağlık durumlarına kadar ne var ne yoksa hepsi -daha o zaman- kayıt edilmeye başlandı. Buna güvenlik stratejisinde ‘Biyografik istihbarat’ deniliyor.

FETÖ TAKTİĞİ

Ve bu kişisel bazda veri toplamak, daha sonra bunu gerektiği yer ve zamanda bu şahsiyetlere karşı şu ya da bu şekilde kullanmak anlamına geliyor. İşin trajedisi tıpkısının aynısını Erdoğan’a karşı da yaptılar. Kod 17/25 operasyonuyla Erdoğan’ın kişiye özel verileri topladılar, götürüp Amerika’ya teslim ettiler. Bu veriler projenin hedefinde olan herkese ve her şeye karşı kullanılabilir. Bu durumda bırakın bir lokma ekmeği, Türk’ün nefes alması bile artık kolay olmayabilir.

Eğer sizlere bir ibret olacaksa, bana neler yaptıklarını anlatayım…

Bir Türk subayı olarak 30 yıl şerefle askeri üniformayı taşıdım. Yurt içinde ulusal güvenlik alanında akla gelebilen her seviyede öğrenim gördüm. Celal Bayar Üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Paris’te askeri ataşelik gibi diplomatik görev ile Fransız güvenlik okulunda yüksek eğitim gördüm. Birinci hat hudut boylarında en kritik görevler tevdi edildi bana. İki yıl erken terfiye layık görüldüm. Ama ne zaman ki kod Ayışığı kumpas soruşturması Jandarma üzerinden başlatıldığında ilk hedeflerden biri yaptılar. Kripto hücrelerin F tipi ayağıyla 16 ayrı suçtan soruşturma geçirdim ve yargılandım. Sonunda ’suçun yokmuş’ dediler ve beraat ettim ama emekliliğimi istemek durumunda bıraktılar beni.

NEFES ALMAK ZORLAŞIYOR

2005 yılında çok sevdiğim Türk Ordusundan ayrıldığımda hakkımda açılmış ne bir dava ne de bir yargılama vardı. İlk günlerde üniversite mezunu iki çocuğuma iş aradım ama bulamadım. Yetenek sınavını kazanmış olmasına karşın bir çocuğum işe giremedi, diğer evladım ise gurbete gidip çalışmak, geçinmek durumunda kaldı hala gurbette. Tam bu mevcut koşullar altında kendi halimizde bir yaşam sürmeye başlamış iken, bu kez kod Ergenekon kumpas soruşturması başlatıldı. 

UYANIN ARTIK

Hiçbir suç ve günahım olmadığı halde yedi yıl Zekeriya Öz’ün kripto hücreleri eliyle, dört yıl da bugünkü siyasi iktidarın dizayn ettiği hukuk eliyle soruşturma geçirdim. Sonunda yine ‘bir suçun yokmuş’ diyerek dosyayı kapattılar ama… Bu ne demek biliyor musunuz? Tam onbir yıl her gün kapınıza ne zaman dayanacaklar endişesiyle yaşamak demek!

Peki neden yaptılar bunu? Suçumuz neydi ki?

Bütün suçumuz, varlığımızı yok sayan bu zihniyete karşı ‘Ne Mutlu Türk’üm diyerek vatanımızı sevmek, sahip çıkmak, milletimizi sevmek ve bir ferdi olmaktan gurur duymak. Devletimizin Cumhuriyet ve demokrasi değerlerini savunmak, hepsi bu. Zaten mecbur kalıp ‘suçun yokmuş’ diyerek hakkımda dosyaları kapatmalarının nedeni de bu. Bulamadılar, yedi ceddimizi araştırdılar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da görev yapmış olduğumuz her bir yeri araştırdılar, memlekette ne kadar banka varsa araştırdılar, telefonlarımızı dinlediler, elektronik postalarımızı izlediler ama bulamadılar.

Bu yürek ve bedende vatan ve millet aşkından, Cumhuriyete sadakat ve bağlılıktan başka hiçbir şey bulmadılar. Daha ne diyeyim? Bize yapılanların ibret olması ve hepimizi bekleyen tehdit ve tehlikeleri görebilmeniz için daha diyeyim?

Allah aşkına bu gözlerimize indirilen perde ne sinsidir ne kalleştir ki göz göremiyor, kulak işitemiyor, akıl yarın başımıza gelecekleri göremiyor!

Durum bu.

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haberwww.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırmawww.bilgeturksam.com
Video Haberwww.sarizeybek.tv
Özel Haberwww.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAPwww.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ