Fatih Altaylı sordu: ‘Fırat’ın doğusunda neler oluyor’
Salgın öncesi Türkiye'nin en önemli 3 gündem maddesini salgın nedeniyle değiştiğini belirten Fatih Altaylı, Libya'da yaşanan tüm gelişmeler hakkında an be an bilgilendirme yapıldığı halde İdlib'de son durum hakkında yeterli bilgi olmadığını söyledi.

‘PKK/YPG ÇEKİLDİYSE BİZ NEDEN ŞEHİT VERİYORUZ’’
İdlib'de Rusya ile varılan mutabakatı hatırlatan Altaylı, "Fırat’ın doğusunda YPG/PKK geriye çekilecekti ve biz Rusya ile ortak devriye yapacaktık. Bu devriyeler sürüyor mu, yapılabiliyor mu? YPG/PKK 20 mi 30 mu, bilemediğimiz mesafeye çekildi mi? Çekildi ise biz niye hâlâ şehit veriyoruz?" diye sordu.

Haber işte bölge. Fatih Altaylı Fırat’ın doğusunda neler döndüğünü soruyor ama buna bir cevap alamıyor. Alamaz da zaten çünkü olan biteni medya örtülüyor. Peki ne oluyor Fırat’ın Doğusunda?

‘DÜĞÜM NOKTASI İSRAİL’
Bu coğrafyadaki düğümün stratejik anahtarı İsrail’in kurulduğu günden bugüne etrafındaki ülkelerle savaştığını görüyoruz. Hatırlayınız 1948, 67 ve 73 Arap-İsrail savaşları. Ve bakınız haritaya, neredeyse çevresinde savaşmadığı ülke kalmadı İsrail’in. Bugün işler özünde değişmemiş olsa da, işin seyri değişti. 91’de ABD’nin Irak işgali Ortadoğu’daki bu değişimin dönüm noktası oldu. O tarihe kadar doğrudan cephe savaşı veren İsrail artık mecbur kalmadıkça doğrudan savaşa girmiyor. Çünkü ‘Vur-kaç’ usulü yaptığı saldırılar dışında cephe savaşı İsrail’in işine gelmiyor. Bunun üç ana nedeni var:

‘İSRAİL’İN ASIL HEDEFİ İRAN’
İlki, ABD ordusunun bölgedeki fiili varlığı. İkincisi, olası bir cephe savaşının bir din savaşına dönüşme riski. Son olarak da cephe savaşına girdiği takdirde İsrail’e karşı nükleer silah kullanılması riski. Kaldı ki -ne dinler arası savaş ne nükleer ne de üçüncü dünya harbi- işin böylesi büyütülmesine gerek bırakmıyor. Çünkü Kurdukları terör örgütleri eliyle zaten vekalet savaşı çıkarabiliyorlar. Böylece savaşı istedikleri alana, istedikleri süreye çekebiliyorlar. Ta ki hedefledikleri siyasi sonucu elde edinceye kadar.”

‘BOP SİYASİ HEDEFİNE ULAŞINCAYA KADAR BU SAVAŞ BİTMEZ’
Bugün hala bölgemizde savaş devam ediyorsa, Irak ve Suriye’de beklenen siyasi sonuçlara henüz ulaşılamadığı içindir. Şu andaki siyasi hedefleri Suriye rejimi alaşağı edip İsrail yanlısı bir hükümet işbaşına getirilmek. Böylece İran’ın Lübnan Hizbullahı’yla olan bağını kesilmek. Ardından İran’ı yalnız bırakmak. Yani birincil siyasi hedefleri Suriye’deki rejime dayanıyor. Bu noktadan bakıldığında Irak-Şam İslam Devleti(IŞİD) adıyla bilinen terör örgütünün sadece bu hedefe ulaşabilmek için kurulmuş bir taşeron olduğu anlaşılabiliyor.

‘FIRAT’IN DOĞUSUNDA BOP İŞLİYOR’
Bugün Türkiye’ye bakıldığında ise, sıcak gündemde İsrail’in bu siyasi hedefinin yer almadığı, ABD ile yapılan müzakereler ve güvenli bölge üzerine kilitlendiği görülüyor. Oysaki güvenli bölge meselesi, İsrail açısından birinci önceliğe sahip değil. Çünkü Suriye’de yeni yönetim esaslarını belirleyecek olan anayasa eğer ki ABD ve Rusya arasında hedeflenen temeline koyulabilirse, kamuoyuna neredeyse ölümcül tehdit olarak algılatılan güvenli bölge meselesi kendiliğinden çözülecek.

 Öyle ya Erdoğan’ın 18 yıllık iktidarında Irak kuzeyindeki kamplarla sınırlı olan ve sayısı da üç beş bini geçmeyen PKK/PYD dedikleri bu yapı, nasıl oldu da kimse görmeden sınırları aştı? Nasıl oldu da Fırat’ın doğusuna yerleşti, toprağın, kaynakların ve insanların yönetimini nasıl ele geçirdi ve özerkliğini ilan etti? “

‘ÖNCE SURİYE ANAYASASI ARDINDAN 2023 TÜRKİYE ANAYASASI’
İsrail’in siyasi hedefine giden süreç işliyor. Suriye’de asıl iş yeni anayasaya kaldı. Bu fiili durumu anayasal teminat ve ABD-Rusya’nın garantörlüğü altına almaya kaldı. Niye bu güvenli bölge konusu Türkiye’de ana gündem maddesi oluyor derseniz, yarın anayasa işiyle işler rayına girdiğinde ve böylece Fırat’ın doğusunda uluslararası arenada tanınmış PKK/PYD özerk yönetimi karşımıza çıktığında şaşırmayalım, diye. Küresel proje işliyor ve bu süreç örtüleniyor, hepsi bu.

BU SİYASET KİME HİZMET EDİYOR
Rusya’nın bu durumdan rahatsız olduğu yok. Suriye’de yaşanan savaşı lehine çevirdi. Akdeniz’de askeri üs elde etti ve şimdi ‘daha başka ne alabilirim’ hesabı içinde asıl oyuncuya dublörlük yapıyor Rusya alacağını aldı. Bu Rusya için gerçekten tarihi bir açılım çünkü Çar Deli Petro’nun iki yüz yıllık vasiyeti böylece gerçekleşmiş oldu. İki dünya harbi sonrasında Ortadoğu’ya giriş kapısı bulamayan açılamayan Rusya, bırakın şimdi kapıyı, bu coğrafyaya tünel açtı. Şimdi Akdeniz kıyılarında Rusya’nın artık hem kara hem deniz hem de hava üsleri bulunuyor, üstelik kalıcı. Kaldı ki dört parçalı sözde Kürdistan’ın birleştirilerek tampon bir devlet kurulması -hani şu Büyük Ortadoğu Projesinin kilidi olan- onun da işine geliyor. Çünkü böylesi bir tampon devlet, Asya’daki Türk dünyası ile Anadolu’nun bağı kesilebiliyor.
Durum bu ve süreç işliyor.

Erdal Sarızeybek

Bunlar da İlginizi Çekebilir

SARIZEYBEK MEDYA

Güncel Haber www.sarizeybekhaber.com.tr
Güncel Araştırma www.bilgeturksam.com
Video Haber www.sarizeybek.tv
Özel Haber www.erdalsarizeybek.com.tr
KİTAP www.sarizeybekhaber.com.tr
ÖZGEÇMİŞİ